3 Kasım 2010 Çarşamba

otoportre..

otoportre:bir sanatçının kendi portresini yaratmasıdır... Orta Çağ'da yaygınlaşan bu türün bilinen ilk örneklerinden biri, mısır firavunu Akhenaton'un heykeltraşı olan Bak'ın, milattan önce 1365 civarında kendisinin ve karısının heykelini yapmasıdır... ancak otoportrelerin tarihi muhtemelen mağara resimlerine kadar uzanır... çeşitli yayınlarda, bugün artık mevcut olmayan bu tür duvar resimlerine ait bilgiler mevcuttur...*

otoportre: narsist bir dışavurumdur... meşrulaştırılmış bir teşhirci fantazidir... estetize edilmiş bir kendini tatmindir... kristalize edilmiş bir egosantrizm göstergesidir.. (simber atay)


otoportre: 
sanatçının kendisi ile yüzleşmesi..
eleştirinin merkezine kendini koyup işaret etmesi..
kendini ölümsüzleştirme isteği..
durum yansıtma..
insan doğasından kaynaklanan kendi kendine bakma, kendini tanıma ve sorgulama gereksinimi.. ve daha bir çok şey eklenebilir..

bir sanatçı için bence yapması gereken son noktadır.. ve sanatına bir imzadır..

bu kadar otoportre hakkında bişiler zırvaladıktan sonra..
neden otoportre?..

''Kendi resmimi yaptım, çünkü o kadar yalnızdım ve en iyi bildiğim şey kendimdim...''  der

Frida Kahlo

otoportre üzerinde bende çalışıyorum .. ilgimi çekiyor.. merak ediyorum..

uzun zamandır araştırıyorum.. bir çok otoportrenin üzerine gittim.. aslında araştırmaya öyle başladım.. sanatçıdan değil.. direkt çalışma üzerinden..
bana en enteresan geleni.. 

marc quinn'in 1991 yılında yaptığı ''self'' adlı çalışması oldu.. quinn 5 aylık bir süreçte vücudundan 4.5 litre kan aldırmış ( ki bu insan vücudundaki dolaşan kanın miktarı ) ve bu kan, dişçi alçısından yapılmış olan yüz kalıbının içini doldurmuş ve sonrasında da kalıp, katı formunu koruması ve kanın bozulmaması için -6 derecelik bir camdan bir kabin içinde dondurup, muhafaza etmiştir.. bu sayede quinn'in sureti kanıyla ölümsüzleşmiştir...


bende arada farklı otoportreler koyacağım.. ilk hazırlamaya başladığım post'da sürrealist, fotoğrafçı, sıradışı bir sanatçı Claude Cahun.. üzerinde çalışırken bakışı beni gerçekten çok etkiledi.. hem fotoğraf.. hem kadın.. hem farklı.. yeni tanıyanlara enteresan geleceğini düşünüyorum..

belki ilerleyen zamanda kendi çalışmalarımdan da eklerim.. tabi cesaret edebilirsem :))

who am i?

5 yorum:

  1. kesinlikle koymalısın kendi çalışmalarını bence.

    sendeki bu mütevaziliği,
    kendini ortalara saçıp 'ben şuyum, ben buyum' dememelerini gördükçe kendi deli cesaretimden, cahil özgüvenimden utanıyorum.

    YanıtlaSil
  2. :)) nesteren delisin kızım sen.. bende senin bu iltifatlarına bayılıyorum..

    fotoğraflarına ayrıca söyleyecek söz yok ona göre.. sende blog işini bıraktın bu arada, her gün bakıyorum ne yazdı ne koydu bu kız diye.. senden tık yok :))

    YanıtlaSil
  3. çok başarılı bir örnekmiş gerçekten, tanımıyordum malesef, sayende keşfetmiş oldum, teşekkürler :)

    frida'nın ''what the water gave me'' isimli tablosu, en güzel otoportresidir bana göre, üstelik sadece ayakları görünür ama.. tüm ruhu, yaşamı var tabloda.

    senin çalışmalarını da gerçekten merak ettim, görmeyi çok isterim ben de :)

    YanıtlaSil
  4. frida çok sevdiğim sanatçıların başında gelir eylül.. gerçekten çok anlamlı ve derin bir resim "what the gave me".. bende cok severim..
    benim calismalarimda acikcasi coooook amator..
    belki bir gun..

    YanıtlaSil
  5. bu yazıya bayıldım, ayıp olmasın diye reader dan okuyup duruyorum ve hasretle bekliyorum ne çıkacak sizden diye :)

    YanıtlaSil